Selçuk GEÇER yazdı: Gördünüz de neden “Dur” demediniz?
Zamanında birilerinin dediği gibi;
“Bakın, burası çok önemli!..”
Fon skandalında ortalık iyice karışıyor…
Konu artık bu skandalda “ne yaşanıyor?” meselesinden, “bu duruma nasıl geldik?” meselesine dönmeye başladı.
Ki doğru olan da bu zaten…
Evet “2025’in son çeyreğinde görülen bu rezalete neden müdahale edilmedi?”
Şirketlerin gerçek finansal durumuyla açıklanamayacak fiyat hareketleri tespit edilmişken,
neden “dur” denilmedi?
Konu 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesinde tartışılıp, belirlenmişken;
neden hiçbir adım atılmadı?
İnsan ister istemez soruyor:
Sorun görülmüşse, dokuz ay boyunca ne beklenildi?
Bence asıl sorular bunlar.
“SPK hiçbir şey görmedi.” demek kolay.
Bütün suçu SPK’ya atmaya çalışmak da kolay.
Ama işin özünde SPK aslında işini yapmış.
SPK sorunu görmüş ve konuyla ilgili en üst yetkililere iletmiş.
İşte o yüzden mesele daha da ağırlaşıyor.
Ve konu SPK’dan çok daha yukarılara uzanıyor…
Üstelik bugün alınan kararlar gösteriyor ki,
sorun bir türlü çözülemiyor ve giderek derinleşiyor.
Bakın alınan son karar;
Borsada kredili işlemlerde normalde yüzde 35 olan özkaynak koruma oranı yüzde 20’ye indirildi.
İlk etapta 2 Ekim’e kadar sürecek denilen bu esneklik 30 Ekim’e uzatıldı.
Bu ne demek?
Hisse sert düştüğünde kredili yatırımcının teminat oranı bozulur.
Normal şartlarda ek para koyması gerekir.
Koyamazsa aracı kurum satışa geçebilir.
Satış geldikçe fiyat düşer, başka kredili hesaplar da sıkışır ve yeni satışlar başlar.
SPK’nın yaptığı düzenleme tam olarak bu zincirin daha erken kopmaması için alan açıyor.
Evet, “daha çok kredi kullanın” denilmiyor ama,
satışlar kontrolden çıkmasın diye;
mevcut pozisyonlarda zorunlu satış baskısı azaltılmaya çalışılıyor.
Üstelik ortada küçük bir kredi bakiyesi de yok.
Ağustos itibarıyla aracı kurumlarda görülen kredili işlem bakiyesi 129,2 milyar lira.
Kredi kullanan yatırımcı sayısı 46 binin üzerinde.
Daha da ötesi, banka kanalıyla verilen hisse kredileri bu rakama dahil değil.
Yani gerçek kaldıraç daha da büyük olabilir.
Fon tarafında da benzer bir tablo var.
SPK tasfiye süresini önce üç ay olarak belirledi.
Sonra altı aya çıkardı.
Gerekçesi gayet açık:
“Varlıkların mümkün olduğunca uygun piyasa koşullarında satılmasına imkân vermek.”
Bunun sade Türkçesi şu:
“Bu malları kısa sürede satarsak fiyatları daha da bozabiliriz.”
Yani zorunlu satış riski teorik değil.
Düzenleyicinin bizzat hesaba kattığı bir risk.
Bu arada konu o kadar büyüdü ki Cumhurbaşkanı da sessiz kalamadı.
Cumhurbaşkanı, Devlet Denetleme Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın devrede olduğunu açıkladı.
Yani dosya artık yalnızca sermaye piyasasının teknik meselesi değil.
Devletin en üst denetim mekanizmalarına kadar çıkmış durumda.
Ama komik olan da bu zaten;
Bugün piyasayı denetleyenlerin ve durumu çözmeye çalışanların hepsi,
o gün de görevdeydi…
Ve şimdi herkes Fransız takılıyor.
Dolayısıyla bence bu dosyanın gerçek başlığı artık “Fonlar neden çöktü?” değil.
Daha basit.
Daha sert.
Ve cevabı çok daha rahatsız edici:
“Sorun görüldüyse neden durdurulamadı?”
Çünkü denetimin değeri, krizi raporlamak değil;
kriz büyümeden önlemektir.

Kaynak: Yeni Çağ Gazetesi — https://www.yenicaggazetesi.com/gordunuz-de-neden-dur-demediniz-1078444h.htm
