Prof. Dr. Erhan Afyoncu fon krizine tarihsel bir perspektif getirdi. Osmanlı’da devleti zarara uğratan bürokratlara ağır cezalar verildiğini örneklerle anlattı.

Kamuoyu günlerdir borsayı suni hisselerle şişiren, milletin yatırımına göz dikip piyasaları altüst eden fon vurguncularına yönelik soruşturmalara şahitlik ediyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Sorumluluğu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacaktır" diyerek irade beyan etti, operasyonlar genişledi.

Fon soruşturmasında aralarında Tera ve Pusula Holding yöneticilerinin de olduğu 80'i aşkın kişi tutuklandı (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi) Aralarında Tera ve Pusula Holding yöneticilerinin de olduğu 80'i aşkın kişi tutuklandı. Fon Koordinasyon Kurulu kuruldu. "SÜRATLE ÇÖZÜYORUZ" Erdoğan daha sonra "Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, bu meseleyi süratle çözüyoruz" mesajı verdi. MHP lideri Devlet Bahçeli ise krizi "Türkiye bir arınma sürecinden geçiyor" diyerek tanımladı.

Osmanlı'da devleti zarara uğratanın gözünün yaşına bakılmazdı (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi) OSMANLI'DA EMANETE İHANET EDENLERE NE YAPILIRDI? Türkiye'nin günlerdir konuşup tartıştığı konuya Prof. Dr. Erhan Afyoncu tarihsel bir bakış açısı getirdi. Afyoncu, SABAH'ta kaleme aldığı "Osmanlı'da devleti zarara uğratan bürokratlara ağır cezalar verilirdi" başlıklı köşe yazısında, imparatorluk döneminde verilen cezaları anımsattı. Prof. Dr. Erhan Afyoncu'nun yazısından öne çıkanlar şu şekilde: Osmanlı döneminde bürokratlar ve memurlar çok itibarlıydılar ve iyi de gelirleri vardı. Bürokrat ve memurların bir kısmına timar (bir bölgeden devletin toplayacağı verginin bir devlet görevlisine tahsisi) verilirken, bir kısmına ise maaş verilirdi. Ancak memurların çoğu devletten maaş veya timar almazlardı. Bürokrat ve memurların asıl gelirleri çalıştıkları devlet dairelerinde yaptıkları işler karşılığında iş sahiplerinden aldıkları harçlar idi. Bürolarda yapılan işlerden alınacak miktarlar devlet tarafından kanunla belirlenmişti. Bürokratlara ve kıdemli memurlara bahsettiğimiz gelirlerin dışında elbise, et, ekmek, buz, odun, atları için ot, arpa vs. gibi birçok ihtiyaç maddesi de devlet tarafından verilirdi.

LİYAKAT GÖZ ARDI EDİLDİ 16. yüzyıl bürokratları medrese çıkışlıydılar ve iyi eğitim almışlardı, ancak deneyimli değildiler. 16. yüzyılın sonlarından itibaren bürokraside hizmet edenler ise profesyonel birer bürokrattılar ve oturmuş mesleki geleneğin temsilcisiydiler. Bürokrasinin gelişmesine paralel olarak görevlere taliplerin sayısı da gittikçe arttı.

Bunun sonucu olarak da görev süreleri ile hiyerarşik ilerleme ve liyakate verilen önem azaldı. Bu durumda 16. yüzyılın sonlarındaki sık veziriazam değişiklikleri sebebiyle yaşanan iç çekişmelerin de önemli rolü vardı. Veziriazam olanlar, memuriyetlere kendi çevresindeki bürokratları getirmişlerdi. Önemli miktarda gelirleri olmasına rağmen memurların zaman zaman fazla para kazanmak için çeşitli suistimallere karıştıkları ve devlet dairelerinde işi olan kimselerin işlerini geciktirdikleri (bugün git yarın gel) görülmekteydi. İstanbul'daki devlet dairelerinde işi olanlar, yol yordam bilmeyen cahil insanlar ise günlerce çile çekmelerine rağmen işlerini halledememekteydiler.

Fon krizine tarihsel bakış: Osmanlı’da devleti zarara uğratanın gözünün yaşına bakılmazdı... Ya elleri ya kelleleri vuruldu

Fon krizine tarihsel bakış: Osmanlı’da devleti zarara uğratanın gözünün yaşına bakılmazdı... Ya elleri ya kelleleri vuruldu

Fon krizine tarihsel bakış: Osmanlı’da devleti zarara uğratanın gözünün yaşına bakılmazdı... Ya elleri ya kelleleri vuruldu

Kaynak: Takvim Gazetesi — https://www.takvim.com.tr/guncel/2026/10/04/fon-krizine-osmanli-ornegi-devleti-zarara-ugratana-agir-cezalar