Fahiş kazancı gönüllü olarak iade etmek

Fatma İnan ÇELİK: Fahiş kazancı gönüllü olarak iade etmek

GÜNCEL - 04-10-2026 00:01

Fatma İnan ÇELİK: Fahiş kazancı gönüllü olarak iade etmek

Sermaye Piyasası Kurulu, 1 Ekim’de “İsteğe Bağlı İade Hesapları” açıldığını duyurdu. Tasfiye kapsamındaki yatırım fonlarında, tasfiye kararından önce katılma paylarını satarak “fahiş kazanç” elde eden kişiler, isterlerse bu kazancı ilgili fona geri verebilecek. Benzer şekilde borsada işlem gören şirketlerin paylarından “fahiş kâr” elde edenlerin ödeme yapabilmesi için de ayrı bir hesap oluşturuldu.

İlk bakışta makul görünüyor: Birileri olağan dışı kazanç elde etmiş, diğer yatırımcılar zarar görmüş; kazanan parasını geri versin, zarar görenlere dağıtılsın.

Fakat hukuk tam da burada soru sormaya başlıyor.

Fahiş kazanç, hukuka aykırı kazanç demek değildir

Öncelikle “fahiş kazanç” hukuken tek başına suç değildir. Bir yatırımcının çok yüksek getiri elde etmiş olması, o kazancı hukuka aykırı hale getirmez.

Hukuk devleti açısından belirleyici olan kazancın miktarı değil, nasıl elde edildiğidir.

İçeriden bilgi kullanıldıysa, piyasanın fiyatı yapay işlemlerle oluşturulduysa veya yatırımcıları yanıltmaya yönelik işlemler gerçekleştirildiyse Sermaye Piyasası Kanunu zaten bunların karşılığını düzenliyor. Örneğin piyasa dolandırıcılığı Kanun’un 107. maddesinde suç olarak tanımlanmış durumda.

Üstelik aynı maddede oldukça ayrıntılı bir pişmanlık mekanizması da var. İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığını gerçekleştiren kişi, kanunda belirtilen şartlarla elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını Hazine’ye öderse, ödemenin zamanına göre hakkında ceza verilmemesinden ceza indirimine kadar çeşitli sonuçlar doğabiliyor.

SPK’nın yeni açtığı hesap ise bundan farklı.

Burada ödeme Hazine’ye değil, ilgili fonun tasfiye malvarlığına gidiyor. Daha önemlisi SPK’nın duyurusunda bu ödemenin soruşturma veya kovuşturma bakımından nasıl bir hukuki sonuç doğuracağı belirtilmiyor.

Hukuka uygunsa neden iade beklentisi var?

Asıl mesele de burada.

Bir kazanç hukuka uygun biçimde elde edilmişse devletin o kişiden “gönüllü” dahi olsa neden iade beklediğinin hukuki zemini açıklanmalıdır.

Eğer kazancın hukuka aykırı işlemler sonucunda elde edildiğine ilişkin bir tespit varsa, bu kez başka bir soru ortaya çıkar: Hukuka aykırı kazancın geri alınması neden kişinin iradesine bırakılıyor?

Daha önemlisi, parasını yatıran kişiye ne olacak?

Bu ödeme suçun kabulü anlamına mı gelecek?

Etkin pişmanlık olarak kullanılacak desek, kanundaki pişmanlık hükümlerinde iki katı ödeme var.

1 Ekim tarihli duyuru bu kafa karışıklıklarını çözmede oldukça yetersiz.

Hukukun temel ilkelerinden biri hukuki güvenlik ve belirliliktir. Kişi bir işlemi yaptığında bunun hukuki sonucunu öngörebilmelidir.

Yatırımcıların zararlarının mümkün olduğunca karşılanması elbette önemli. Ancak hukuk devleti yalnızca sonucun adil görünmesiyle yetinmez. O sonuca hangi kuralla, hangi yetkiyle ve hangi usulle ulaşıldığını da sorgular.

Soruşturma makamlarının “Neden parayı şu tarihte yatırdın ve neden bu tarihte çektin?” sorusunun peşine düşülmesi gerek. Amaç “ne şekilde olursa olsun” parayı olabildiğince toplamak değil, kimlerin hukuka aykırı bir mekanizmanın parçası olduğunu, kimlerin ise yalnızca yatırım yaptığını ortaya çıkarmak olmalı.

Kaynak: Yeni Çağ Gazetesi — https://www.yenicaggazetesi.com/fahis-kazanci-gonullu-olarak-iade-etmek-1078152h.htm

Günün Diğer Haberleri